Türkçe Bilmeden Türkçe Konuşmak

     Son zamanlarda dikkatimi çeken, beni rahatsız eden bir konuyu köşeme taşımak istiyorum. Gerek arkadaşlarımızla gerekse yabancı insanlarla olan iletişimimizde dilimize ne kadar önem veriyoruz? Sosyal medyanın hayatımıza soktuğu birkaç sözcük ya da söz kalıbını kullanmayanı dövüyorlar. Bu kelimeler dönem dönem “moda” olup zamanla popülerliğini yitirip yerine yeni kelimeler geliyor. Tıpkı tekstil modası gibi her sene gelişmeden yenilenerek dillere pelesenk oluyor.  Bu sözcüklerin anlamlarını bile bilmeden kullanıyoruz. Ne yazık ki bu hepimizin istemeyerek de olsa yaptığı bir hata. Çünkü sosyal medya hepimizi ele geçirmiş durumda.

     Soracak olursak hepimiz Türk’üz ancak ne kadar Türkçe biliyoruz?  “Moda” haline gelen sözcükleri kullanırken dilimize ne kadar zarar veriyoruz? Kendimizi insanlara doğru ifade edebiliyor muyuz? Ya da karşımızdaki kişi bunun ne kadarını anlayabiliyor?

     Özellikle son birkaç yıla baktığımızda “aynen” sözcüğü en çok kullandığımız kelimeler arasında. Bu o kadar tehlikeli bir kelime ki insanları düşünmekten, yorum yapmaktan alıkoyuyor. Karşımızdaki kişiyle aynı fikirde bile olsak bu kelimenin aşırı kullanımı olaylar hakkında kolaya kaçmamıza sebep oluyor. Bu tip kelimelerin dilimize verdiği zarar ise Türkçenin yozlaşmasıdır. Hatta daha etkili sözcüklere sırt dönüp onları kullanmaktan kaçınarak zamanla yaşanacak ifade güçlüğüdür.  “Aynen” demek yerine “kesinlikle” demek ya da “evet” şeklinde onaylamak artık insanların pek fazla kullanmadığı ifadeler olduğu için zaman içinde kullanımını yitirmeye yüz tutacak gibi görünüyor.

     Burada belirtmek istediğim önemli bir şey daha var. Türk Dil Kurumunda yeri olmayan kelimeleri bile kullanmaya başlayan yoğun bir kitle olduğunu görüyorum. Dilimize yeni sözcük kazandırmak, kelime türetmek güzel bir şey ancak bunu dilin kökenine inmek yerine yanlış çekimleyerek yapmak da yozlaşmaya katkı sağlıyor. Sosyal ortamlarda kabul görmesi dilimize geçmesi anlamına gelmiyor. Bir çok insanın “olsundu” gibi yanlış çekimlenmiş sözcükler kullanması da Türkçe gibi çok zengin bir dilin birçok sözcüğüne yüz çevirmek oluyor.

     Noktalama işaretleri de artık insanların yerli yersiz kullanımına kurban gidip etkisini kaybediyor. Bu konunun da arkasında sosyal medyanın getirdiği yeni alışkanlıklar var. Ne yazık ki birilerine laf söylemek ya da bir konuda kendini ifade etmek için dile hakim olmayan insanlar noktalama işaretlerini yanlış yerde hatta kelimelerin bile ortasında kullanarak etimolojik cinayetler işliyor. Ya da noktalama işaretlerini hiç kullanmayarak hem kurduğu cümlenin anlamının değişmesini sağlıyor hem de noktalama işaretlerinin unutulmasına neden oluyor.

     Tüm bunlar arkadaş ilişkilerimizi de çoğu kez yanlış yönlendirebiliyor. Günde on farklı kelimeyle konuşmak zorundaymışız ve bu sınırı aşıp farklı kelimeler kullanmak yasakmış gibi bir kelimenin eş anlamlısını ya da farklı bir türünü söylediğimizde insanların garibine gidiyor. Örneğin; geçen gün bir arkadaşıma “bay bay” ya da “görüşürüz” yerine “iyi günler” dediğimde arkadaşımın “iyi günler mi?” deyip şaşırması ya da “aynen” yerine “kesinlikle” kelimesini kullandım diye kendisiyle dalga geçtiğimi düşünmesi gibi. Mesaj yazarken noktalama işaretleri kullanıldığında insanların ortada ciddi bir durum olduğunu düşünmesi ya da tavır yaptığını, o sebeple cümlenin sonuna nokta ya da soru işareti koyduğunu düşünmesi de içler acısı bir durum. Zaten durum ciddi. Her dil ciddidir ve ciddiye almak gerekir. Kullanmadığımız her şey zamanla unutulur, yozlaşır, yok olur.

     Dil bir ulusun kimliğidir. Dilin yozlaşması da ulusun yok oluşu demektir. Bu sebeple dilimize sahip çıkmak hepimizin görevidir. “Moda” sözcüklerin büyüsüne kapılmadan, kolaya kaçmak yerine kelimelerin anlamlarını araştırıp öğrenerek, gün içinde farklı kelimeler kullanıp bunları insanlarla alıştırarak uygulamalı bir direniş göstererek dilimizi koruyabiliriz.

Bir Cevap Yaz

Yorumunuzu giriniz
Please enter your name here