Tiyatrolarımız… Bir bir yok olan değerlerimiz. İnsanı insana insanla ve insanca anlatan, toplumun gelişim unsurlarının en önde gelen en eski disiplinlerindendir tiyatro. İçinde bulunduğumuz bu zor süreçte sahip çıkamadığımız tiyatro sahnelerimiz teker teker kan kaybetti ve hemen hemen her gün biri perdelerini kapatmak zorunda kaldı…
Bugün sizlerle bir tiyatro emekçisiyle yaptığımız söyleşiyi paylaşmak istedim
Bu süreçte perdelerini kapatmak zorunda kalan bir tiyatro sahnesi… Çeto’nun Sahnesi… Mersin’de çok uzun zamandır varlığını sürdüren, yıllarca birçok oyun ve şiir dinletisi izlediğimiz Çeto’nun Sahnesi…
Değerli hocamız, tiyatro emekçisi Mehmet Çeto TEKKANAT ile yaptığım söyleşide tiyatro eğitimi ve izleyici kitlesini birazcık irdeledik.

jn2Anb
Mehmet Çeto TEKKANAT

Öncelikle sahnenizi kapatmak zorunda kaldığınız için çok üzgün olduğumu belirterek sorularıma başlamak istiyorum. Mersin ve diğer illere baktığımızda yakın geçmişten günümüze tiyatro seyircisi hakkında neler düşünüyorsunuz?

MEHMET ÇETO-Teşekkür ederim. Üzülecek bir durum yok. Çünkü tüm dünya zor bir dönemden geçiyor. Biz de bu süreçten herkes kadar zarar gördük. Tiyatro seyircisi sorunuza gelince; bunda da şaşıracak bir durum yok. Gerçek tiyatro seyircisi azaldı. Şimdi genellikle “ünlüsever” bir kitle var. “Ünlü” değilseniz, ağzınızla kuş tutsanız seyirciniz yoktur. Hele yerel ve amatör tiyatrolarda durum daha da vahim. Öncelikle, çağın hızına ayak uyduramayanlar döküldü. Çağımız hız ve tempo çağı, dünya çok hızlı değişiyor. Sanat ve sanata bakış açısı da değişiyor. Bu değişime uyum sağlayamadığınız zaman yok olmaya mahkumsunuzdur. Sanat severler artık farklılık istiyor. Bu farklılığı yakalamak zorundasınız. Sorun hem biz sanat üretenlerde hem de seyirci de. Sanat üretenler, hedef kitlelerini iyi analiz etmeli ve ona göre kendilerini yenilemelidir. Seyircinin bu denli azalmasında tüm bu etkenlerin yanı sıra, televizyon kültürü de önemli etken.

Sahnede görmek istenen oyun çeşitliliğini şehirlere göre değerlendirebilir misiniz?

MEHMET ÇETO-Günümüzde çok azalan gerçek tiyatro seyircisi, farklılık görmek istiyor. Derinlik ve incelik görmek istiyor. İzlediği oyunların kendilerini şaşırtmasını ve doğallık istiyor. Sahnede rol yapan oyuncu görmek istemiyor. Diğer seyirciler de yalnızca “ünlü” yüzler görmek için tiyatroya gelebiliyor. Oyun konusu veya oyunculuk umurlarında değil, televizyonlarda gördüklerini izlemek için ve sadece gülmek için oyunlara geliyorlar. Bu durum her şehirde hemen hemen aynı.

Yeni tiyatro akımlarını mı yoksa geleneksel oyunları mı tercih edersiniz?

MEHMET ÇETO-İkisi de benim için önemli. Ben sahneye nasıl konulduğuna ve oyunculuklara bakarım. Dekor, kostüm, aksesuar kullanımı ve tempoya önem veririm. Konusunu bildiğim oyunlarda bile, yönetmenin ve oyuncuların beni şaşırtmasını beklerim.

Konservatuara hazırladığınız yeni kuşak tiyatrocuların tiyatro adına yeni söylemlerde bulunup yepyeni akımlar yaratabileceğini düşünüyor musunuz?

MEHMET ÇETO-Beklentim bu yönde. Ama pek azı bu konulara eğiliyor. Ekonomik koşullar nedeniyle, ne yazık ki, yeni kuşak oyunculardan pek azı yeni arayışlara yöneliyorlar. Ama yine de, özellikle İstanbul’da çok farklı ve cesur denemeler oluyor. Bundan da mutluluk duyuyorum. Gençlere olanaklar sunulabilse, çok yaratıcı üretimler ortaya çıkarabilirler.

Tiyatro tarihi ile ilgili önerebileceğiniz kitaplar nelerdir?

MEHMET ÇETO-Günümüzde her şeyle ilgili her türlü bilgiyi sanal ortamda bulabiliyoruz. Ama özellikle Sevda Şener’in “Dünden Bugüne Tiyatro Düşüncesi” adlı kitabı önerebilirim. Metin And ve Özdemir Nutku kitaplarını önerebilirim.

Öğrencilerinize tiyatro metni yazmakla ilgili eğitim veriyor musunuz?

MEHMET ÇETO- Benim öğretilerim, temel tiyatro ve oyunculuk içerir. Benim atölyem, tiyatronun ilk okuludur. Yol gösterici ve kapı aralayıcı bir çalışma yöntemidir. O yüzden öğrencilerimi konservatuvarlara yöneltirim. Fakat iyi bir tiyatro insanı olmak için akademik eğitim çok önemli olmasına karşın, usta-çırak ilişkisi de önemlidir. Konservatuvar eğitimi almış, o kurumun diplomasını almış çok sıradan ve cahil insana da rastladım. Önemli olan insanın kendisini çok iyi yetiştirmesidir. Yazma alanında kendini yetiştirmek isteyemn öğrencilerime de yol gösteririm. Mesela bu son yılımızda bir öğrencimiz, 9 Eylül yazarlık bölümünü kazandı ve eğitimini bu yönde ilerletiyor.

Pandeminin en büyük zarar verdiği alanlardan biri olan tiyatro için yapılsaydı çok farklı olurdu diyebileceğiniz şeyler var mı?

MEHMET ÇETO-Çağdaş ülkelerde yapılanların yapılmasını isterdim. Devletin ve yerel yönetimlerin sanata ve sanatçıya gerçekten kol kanat olmasını beklerdim. Çünkü bir ülkenin geleceği, sanat kurumlarının güçlü ve üretim içinde olmasına bağlıdır. Sanat; iyileştirir, kaynaştırır ve insanlara huzur verir.

Son olarak genç kuşak tiyatrocu adaylarına neler önerirsiniz?

MEHMET ÇETO-Öncelikle kendilerini iyi yetiştirmelerini, araştırmacı, yenilikçi olmalarını, dünyayı ve ülkelerini, insanlarını iyi izlemelerini… yani çağa ayak uydurmalarını öneririm.

Benim en önemli öğretilerimden biri: “Ne yaparsanız yapın, farklı olun”dur. Ama bu farklı olmak, görüntüde değil üretimde olmalıdır.

Teşekkür ederim.

1 Yorum

Bir Cevap Yaz

Yorumunuzu giriniz
Please enter your name here